tıngırdasın

Loading...

hell*o

bişilerkaralamakbelkidebişileraklamakiçinburadayımbenhoşgeldimsizdehoşgeldiysenizbuyrunhoşgelmediysenizdağılınhüleynneişinizvarburda

23 Ekim 2012 Salı

gecelik

bordo geceliğini çıkardı çamaşırlarının olduğu sabunlu çekmeceden. soğuktu. tüyleri diken diken oldu. ama yine de o ince saten geceliğini geçirdi başından.vücudundaki akışını hissetti ürpererek. aynanın karşısına geçip oturdu. gözlerindeki makyajı sildi.yine de güzeldi. bembeyazdı teni. saçlarını taradı. sırtı ıslak. yüzüne gece kremini sürdü. bi süre baktı aynaya. içinden neler geçiyordu. daha dün ülkenin soylu adamlarından biriyle evliydi. bugün ise o soylu adamdan geriye kalan tek  şey  parmağından çıkardığı (parmağındaki izinin sürdüğü) taşlı zarif bir yüzüktü. bütün o şöhret pufff.. herşey en saf halindeydi.
artık gitmek zorunda olduğu davetler olmayacaktı. artık mutlu görünmek zorunda değildi o insanlara. televizyonda sürekli haberleri takip etmek zorunda değildi, röportaj için saçma saçma laflar etmek zorunda değildi. her gün makyaj yapmak zorunda değildi. onun sevdiği yemekleri yemek zorunda değildi. artık ucuz votkalar da içip evinde rahat rahat geyirebilirdi mesela. pazara gidip yiyeceği meyvaları kendi seçebilirdi. artık hata yapabilirdi. iş çıkışı bir puba gidip tuhaf insanlarla tanışabilir onları dinleyebilirdi. ne zamandır ertelediği yemek kursuna oradan da dans kursuna gidebilirdi. ne çok ağırlık varmış üzerimde diye düşündü.
yapmak zorunda kaldığım ne kadar çok şey.. ve karar vermek zor gibi görünse de aslında bu şekilde yaşamakmış zor olan. bunu kendine sadece para için yapmıştı. şimdi kurtulmuştu. 
ayağa kalktı. perdeyi aralayıp gizlice dışarı baktı. buraya taşınmakla iyi ettim diye düşündü. o sıkıcı insanlarla aynı muhitte olmadığına da ayrıca sevindi. pencereden soğuk geliyordu. insanlar hala dışarıdaydı. noel alışverişleri başlamıştı. ağaçlar ve evlerin bir çoğu ışıklandırılmış ve süslenmişti. daha kar yağmamıştı ama böyle giderse bikaç güne kadar yağacaktı. 
göğüs uçları belirginleşmişti. artık düğmeleri ilikli bir hayat yaşamak yok diye düşündü.
buz dolabından bir şişe süt çıkardı. dudaklarının üzerinde kalanları diliyle temizledi.
yatağa yattı. bir süredir yatakta onu bekleyen arkadaşına süt kokulu bir öpücük uzattı.
kız diliyle kabul etti. birlikte ilk defa bu kadar huzurlu uyudular.

16 Ekim 2012 Salı

Lana Del Rey - Ride

ölürken safsatası

insanlar lana del rey dinlerken sevişmeli, lana del rey dinlerken ağır ağır ölmeli.
ölürken sazlıkların arasından koşup(ama bütün bunlar ağır çekimde) suya varırken,güneşli bir günü düşünmeli çocukluğuyla beraber. insan ölürken en saf halini düşünmeli çünkü. insan ölürken düşünmeye zamanı olmalı. inan bana yaşarken buna zamanı olmuyor. çünkü ağır ağır yaşamayı bilmiyoruz çoğumuz. işte şimdi o gecenin ardından-gecenin ayrıntılarını anlatacak değilim,buna vaktim de yok zaten-  ağır ağır ölüyorum.tam da istediğim gibi. arabanın teki hızla geçerken, içinden gözlerini göremediğim o adam beni tabancasıyla vurdu,tabancanın markasını göremedim,arabanın plakasını göremedim. lana del rey çalıyordu. o adam beni delicesine kıskanmış olmalıydı diye düşündüm içimden. yere yığılmam çok uzun sürmedi. boynumdan sızan kan beni ayıltmıştı sanki. çok içmiştim o gece. ağır ağır ölüyordum. lana del rey çalıyordu. ölmek dedikleri şeye anlam katmaya çalışıyordum hala. kendimi dans ederken düşündüm. bi çok kişi beni öyle görmüştür yani öyle dans ederken. ama biçok kişi, belki de en yakınlarım görmemiştir. buna şaşacaksınız ama şuan bunları düşünüyorum.insan ölümünde böyle şeyler düşünmemeli sanki. gerçi artık neyi çözebilirdim değil mi. dans et gitsin. ağır ağır azrailin karşısında dans ettim. benimle dans etmeye can attığına tanık oldum. bunları size anlatıyorum çünkü ciddiye alınmayacak kadar acemiler diğer taraftan gelen görüntüler.insanın dans etmeye ihtiyacı oluyor hatta şu an gerçekten hiç bilmediğim bir diskoda o kahredici ışıklarda belli belirsiz dans etmek isterdim.sonra annem aklıma geldi. ardından babam. sonra o. sonra tabancayı boynuma nişan alan o adam.  ben bir gelincik tarlasındaydım. peşimde biri vardı. davul çalarak geliyordu. komik gelecek ama eski ramazanlar geldi aklıma. gelincikleri yiyordum. kabus gibi gelecek ama ağır çekimde bile o kadar hızlı koşuyordum ki gelincikler ağzıma yapışıyordu.boynumdaki gelincikler ağlıyordu.
ağlamayın ölmüyorum.ölüm böyle olamaz zaten. boynum çok kanıyor  sadece. birisi görür şimdi beni. hastaneye giderim. muhtemelen bikaç güne bişeyim kalmaz. hem ölücek bile olsam, gerçekten iyiyim ben.bütün bu saçma şeyleri ölürken düşünüyor olamam di mi? 7, çantasını barda unuttu.gidip almalıyım.yastıkta saçlarım kaldı temizlemeliyim. spermli havlu kağıtlar barın klozetlerinin içinde. yavaş yaşayın be yaşayanlar. olabildiğince yavaş ölmek acısını unutturuyor insana.şimdi gitmeliyim.

9 Ekim 2012 Salı

hayır-sız olmalı

geç oldu diyosun.
anlıyorum.
anlamıyorum.
herşeyi anlayışla karşılamak zorunda mıyım.
hayır değilim yahu.

üşüdüm ben eve geliyorum

çok üşüdüm ben.eve geliyorum. sen bana bi bira aç. ya da dur dur bira açma. şirincedeki ateşli tatilimizden kalma böğürtlen şarabını aç. sobaya da bikaç odun at olur mu. bi de dolabın üzerindeki valize koyduğum kırmızılı yeşilli battaniyeyi çıkar ben gelene kadar. 15 dakikaya kadar yanında olurum. yok karnım aç değil, sen açsan yaparım bişiler. birlikte yeriz seni yalnız bırakmam. sabah evden çıktığımda çok tatlı uyuyodun. bütün gün senin o halini düşünüp döndüğümde deliler gibi sevişmeyi hayal ettim(gülüşmeler)..ne dinliyosun müzik sesi geliyo? hmmm en sevdiğim..kapıdan girdiğimde dudaklarına yapışabilirim. hahah evet o kadar özledim ve bi o kadar da üşüdüm. hadi hazırla istediklerimi.seninle aramızda sadece 1 milimetre varken titrediğimiz kış günündeki gibi titriyorum. hayır o zaman üşüdüğüm için değil, sana fazlasıyla ısındığım için titriyodum. neyse hadi çıkıyorum ben.bekle beni.















ee geldim ben nerdesin?

Damien Rice - I Remember

7 Ekim 2012 Pazar

of işte bişiler bişiler.

hayatta  kesin olarak bildiğim belki de tek şey, ölüme hazır hissetmediğim. bir ağaç büyütüyorum (armut ağacı: bu sene sadece 1 armut verdi ama daha çok küçük bi ağaç). ve bir çocuk büyütmeyi de istiyorum aslına bakarsan. tabi bunun için önce kendimi yetiştirmem lazım ki bir çocuğu yetiştirebileyim.
canımı seviyorum. nefes alıp vermek haz veriyor. ve kesinlikle ölmek istemiyorum.amin.ne bileyim paylaşmak istedim işte.
ölüm ki hayatın son cümlesi, taaa başından belli olan.yani hayatın hiç bir gizemi yok, ölümünün nasıl geleceğini bilememekten başka.

5 Ekim 2012 Cuma

okumayın pişman olacaksınız(çok ciddiyim!!)

"lekelere düşman çamaşıra dost!"
"kirlenmek güzeldir"
sanırım bu toplumu nasıl gaza getireceğini bilen slogan yazarları var:) hem de iki ayrı slogan.
biri kirlen ben hallederim rahat ol derken, diğeri de daha bi kamyon arkası yazılar gibi, daha bi halka yazılmış gibi gibi..
kirlenmek güzeldir mesajının altında neler yatıyordur tahmin edilebilir, ace sanki daha bizden gibi be omoya kıyasla. nerde görülmüş annelerin" kirlen yavrum kirlenmek güzeldir biz zenginiz zaten deterjanı sürekli alacak paramız var" dediği.
ace daha bi çözümcüdür. daha bi nettir. daha bi eski kafalıdır aslına bakarsan ama daha dosttur sanki.
omonun verdiği bu güzel ama sinsi mesaj hoşuma gitmiyor artık..işte bu iki marka sloganları hakkında düşüncelerim bunlar:) bunları niye düşünüyosun diye sorarsanız.inanın düşünecek çok da önemli şeylerim yok..hem sizler de farkında olmadan ne kadar absürt şeyler düşünebiliyosunuz gün boyunca.işte ben kendiminkinden bir tanesini yakalayıp yazdım.