tıngırdasın

Loading...

hell*o

bişilerkaralamakbelkidebişileraklamakiçinburadayımbenhoşgeldimsizdehoşgeldiysenizbuyrunhoşgelmediysenizdağılınhüleynneişinizvarburda

14 Ocak 2014 Salı

kağıtta ayak izleri

yazmak, egosuz bir dünyaya giriş yapmak gibi. bir karakter dilerse burnunu karıştırabilir, poposunu kaşıyabilir. eğer gerçekten hikayenin içine girebilen bir yazar iseniz harika! özgürce dolaşabildiğiniz bir dünyanız var. yazdıklarınızı beğendirme düşüncesi olmadan, orada gezin, uçun ya da uyuyun hiç farketmez.
sonra isterseniz kağıdı yakın, backspace'e basın.

 ne güzeldir aylak aylak gezmek kağıtta.

29 Mayıs 2013 Çarşamba

biri birini arar.
bir diğeri o birini kaybetmişken çoktan.

16 Nisan 2013 Salı

got

tanrı parçacıklarıysak
neden herşeyi gördüğüm için benim yerime ona kızmıyorsunuz?

4 Mart 2013 Pazartesi

six feet under candır

six feet under bitti. zaten nate ölünce bitmişti. ama ne bilyim yahu 5 sezon sanki ailenin her üyesi oldum.david dışında:) neyse işte hayatlar bitiyor neticede. 2100 yılında dahi ölecek olsam, şunu diyebilirim ki life goes on. yok onu demicektim, bir gün sen de geleceksin. yok onu da demicektim. yaşadığım hiç bir andan pişmanlık duymadım,duydumsa da duymamış gibi yapmaktan mutluyum.en azından bazen kendimi kandırdığımı biliyorum.bunun farkında dahi olmadan ömürlerini bitirenler var. eminim daha mutludurlar.

15 Şubat 2013 Cuma

deplasyon

dalgalar kocaman belli. bunu yazarken ellerim donuyor.şimdi bi köpek uludu.
aslına bakarsan ölmek için güzel bir gün, yaşamak için güzel olduğu kadar..
20lik dişimdeki iltihap gibi dilimin gezinip durduğu acı.
dedim ya dalgalar kocaman olmalı.
ve ben kendimi o dalgalara teslim olurken görüyorum. bu bi gün olucak. kaçtı sanıcaklar belki.
çünkü cesedim bu kıyılara vurmayacaktır tahminen.yokluğuma şaşıracaklar olur. bikaç gün dedikodum yapılır.  neyse ben de iyi bi insandım. ama maalesef bu dünyada kendini önemsiyo olmak kötü bişey olarak ifade ediliyo. oysa ben ve benim hisettiklerimden başka ne var ki..
neyse ben sahneye yakışmayan bi dekorum.
bir gün birisi dekoru devirir virgül

7 Şubat 2013 Perşembe

Erik Satie "Trois Gymnopédies"


bazen harflerin yazamadığını notalar yazar.
ve hiç söz olmasa da içinizden bir hayat geçer gider.
ben verandanın önünde oturmuş kendi yaptığım likörü içiyorum, yaşım 63.
9 dakikalık şu zaman diliminde bütün hayatım geçiyor gözlerimin önünden.
ve yalnız ölümü beklemek, benim gibi biri için bu temmuz sıcağında bile yeterince hüzünlü.
yine de keyfimi bozmuyorum çünkü son olarak göreceğim ve ellerinden tutacağım şey, yalnızlık-ölüm.

damlaya damlaya

gölgeler kaybolduğunda ışıklar da susacaktır.
(bu kadar düzen, düzmeceden başka birşey değil..)

http://www.youtube.com/watch?v=TVhJnRlLx7g&feature=endscreen&NR=1

23 Kasım 2012 Cuma

hayal dükkanı

büyükbabamın bir dükkanı vardı..içinde kumaşlar, yünler..
biraz karanlıktı içerisi.kasvetli de denilebilir. kokusu farklıydı.
rutubet ve benzeri kokular.. tozluydu.
tıkabasa dolu bir dükkandı. duvarda oğlunun, kendisinin,
babasının,büyükbabasının, büyükbüyükbabasının fotoğrafları asılıydı.
her zaman masasına hayran kalmışımdır. her neyse lafı gevelemiyim.
keşke zamanında yani büyükbabam dükkanı kapatmadan önce,
dükkanın başına geçip, kendi zevkime göre yenileseydim.
harika bi dükkanım olurdu, sanırım bu kadar küçük bir kasabada
dükkanıma çok da uğrayan olmazdı. ama belki kendi yağıyla kavrulabilirdi. neyse artık olan olmuş. ama dileğim bir şekilde o
dükkanın bana verilmesi:) yani hayalım bu.aşağıda görmüş olduğunuz fotolardakine benzer hayallerim var orası için. hayalimi çizemediğim
için istediklerime yakın fotolar bulmak daha kolay geldi.
umarım bir gün benden köy de olur kasaba da.çünkü içimde
kocaman bir dünyayla yaşıyorum.











23 Ekim 2012 Salı

gecelik

bordo geceliğini çıkardı çamaşırlarının olduğu sabunlu çekmeceden. soğuktu. tüyleri diken diken oldu. ama yine de o ince saten geceliğini geçirdi başından.vücudundaki akışını hissetti ürpererek. aynanın karşısına geçip oturdu. gözlerindeki makyajı sildi.yine de güzeldi. bembeyazdı teni. saçlarını taradı. sırtı ıslak. yüzüne gece kremini sürdü. bi süre baktı aynaya. içinden neler geçiyordu. daha dün ülkenin soylu adamlarından biriyle evliydi. bugün ise o soylu adamdan geriye kalan tek  şey  parmağından çıkardığı (parmağındaki izinin sürdüğü) taşlı zarif bir yüzüktü. bütün o şöhret pufff.. herşey en saf halindeydi.
artık gitmek zorunda olduğu davetler olmayacaktı. artık mutlu görünmek zorunda değildi o insanlara. televizyonda sürekli haberleri takip etmek zorunda değildi, röportaj için saçma saçma laflar etmek zorunda değildi. her gün makyaj yapmak zorunda değildi. onun sevdiği yemekleri yemek zorunda değildi. artık ucuz votkalar da içip evinde rahat rahat geyirebilirdi mesela. pazara gidip yiyeceği meyvaları kendi seçebilirdi. artık hata yapabilirdi. iş çıkışı bir puba gidip tuhaf insanlarla tanışabilir onları dinleyebilirdi. ne zamandır ertelediği yemek kursuna oradan da dans kursuna gidebilirdi. ne çok ağırlık varmış üzerimde diye düşündü.
yapmak zorunda kaldığım ne kadar çok şey.. ve karar vermek zor gibi görünse de aslında bu şekilde yaşamakmış zor olan. bunu kendine sadece para için yapmıştı. şimdi kurtulmuştu. 
ayağa kalktı. perdeyi aralayıp gizlice dışarı baktı. buraya taşınmakla iyi ettim diye düşündü. o sıkıcı insanlarla aynı muhitte olmadığına da ayrıca sevindi. pencereden soğuk geliyordu. insanlar hala dışarıdaydı. noel alışverişleri başlamıştı. ağaçlar ve evlerin bir çoğu ışıklandırılmış ve süslenmişti. daha kar yağmamıştı ama böyle giderse bikaç güne kadar yağacaktı. 
göğüs uçları belirginleşmişti. artık düğmeleri ilikli bir hayat yaşamak yok diye düşündü.
buz dolabından bir şişe süt çıkardı. dudaklarının üzerinde kalanları diliyle temizledi.
yatağa yattı. bir süredir yatakta onu bekleyen arkadaşına süt kokulu bir öpücük uzattı.
kız diliyle kabul etti. birlikte ilk defa bu kadar huzurlu uyudular.