tıngırdasın

Loading...

hell*o

bişilerkaralamakbelkidebişileraklamakiçinburadayımbenhoşgeldimsizdehoşgeldiysenizbuyrunhoşgelmediysenizdağılınhüleynneişinizvarburda

23 Ağustos 2010 Pazartesi

62 kavşağı

balkondaki sardunya saksısına sakladım hayallerimi.
tırnaklarımda biraz toprak, biraz hayal kaldı.
ve saksıdaki sardunyalar zamanla solarken,
can bulmamış hayallerime ağladım.
evet bir çocuk gibi ağladım!
ne var ağladım!
gözyaşımı silerken,
tırnaklarımda kalan toprakla bir hayal yeşerdi..
evet bir çocuk gibi sevindim.
ne var sevindim!

11 Ağustos 2010 Çarşamba

sakın okumaaaaaa!!!

şimdi günün anlamsızlığı ve önemsizliğine dair bişiler yazıcam.
karşımda vantileytır,kulakta steve ray, vücutta ter..bir kaç sinek tacizi.
ramazan sıkıntısı.
kimse yiyip içmiyor gibi. inler ve cinlerin maçını izliyorum.
güneşten hiç bu kadar nefret etmemiştim. yaz yağmuru prensi nerde? kurtarsın beni bu sıcaktan. üstelik sigaram da yok! çarşı da benim küçük bacaklarıma göre uzakta.
arada kolları kaldırıp, koltuk altlarımı ferahlatmaya çalışıyorum. o da ne biraz göbek yapmış olduğumu farkediyorum. ben çok yer az konuşurum. aslında tam tersini yapsam şimdiye çoktan birini bulmuştum ve bitirmiştim. neee bu sıcaklarda sevgili mi? aman aman bi kere el ele tutuşacaksın. ellerin terlicek. vıcık vıcık bi ten. yok kuzum "yaz aşkı" takıntısı bulunanların ter bezlerinde sorun olmalı. aşk dediğin soğuk havalarda yaşanır.çiftler kış aylarında birbirlerini sıkı sıkı sarıp, ısıtırlar. ne ter vardır ne bişi.üstelik ısındıklarında birbirlerini soyarlarken, üstlerinde bir kaç kat kazak, tiiişööörttt olduundan soyma eylemi, bir gizemli maceraya dönecektir. heyecan soyunana kadar artacaktır. neyse soyunan çiftler sonra birbirlerine sıradanlaşacaktır. neyse konumuz bu mu peki. nooo:)
neyse kasaba terk edilmiş. herkes ramazan ayının gelmesiyle sanki bir salgın varmış gibi terk etmiş kasabayı. lakin şu da var bir iki gece önce içki masalarında oturanlar, ramazan gelince katılaşmışlar. aman bundan bana ne.
heh bi de biz hatunların sıkıntısı, bu iscak havalarda ped kullanmak! yahu artık şu kış günlerinin de değerini bilelim. sıcak yemekleri özledim. hayır yine yiyorum ama sabaha karşı 4te filan.
iyi ki de yazın çalışmamışım diyorum şimdi. hem ben gayet ağustos böceği ruhlu bi insanım yahu.. istanbula gidicem cuma günü. yol arkadaşım da hazır. oh misler gibi. ama eve bi tane van ti leytır almak yaşamanın şartlarından oldu. bi de bay vantileytıra bi tişört hediye ettik mi evde yalnızlııma da son. onunla konuşur, onunla gülerim. biraz dedikodu filan. arada onu rahat bırakırım. kış olunca da hiç yüzüne bakmam. ne çok saçmalayasım varmış. ama başından söledim. gün çok anlamsız ve önemsiz. gidip ayakkabıcı cihanın dükkanında serinlemek lazım.
o kadar anlamsız bi gün ki, gazetenin spor sayfasını bile okudum. fenerbahçeye bi adam geliyi pazartesi günü.bundan kime ne? neyse günün geri kalanının kendim adına anlamlı geçmesini ümit ediyorum :) beyin sulandı. nazdarovya my darling:)

4 Ağustos 2010 Çarşamba

@ the end

bu kapıyı sen açtın
biliyorsun
neden bahsettiğimi
kimse bilmezken, sen, neden?
nefesim kesiliyor..
açtığın kapıdan içeri girmedin neden?
sana bir cennet sunmuştum huzur dolu..
yalınayak gezebileceğin bir ruh.
neden korkuyorsun bebeğim.
hala nedir aradığın?
karanlık mıydı gördüğün kapımda.
yo bu olamaz biliyorsun..
bir cennet hangi cehennem için terk edilir
burda şarap akarken nehirlerimden, kimin kanının tadı hoşuna gitmiş olabilir?
benim denizim durgunken,
hangi dalgalarda tehlikeye atacaksın kendini?
ben ılık ılık eserken içine,
sen hangi fırtınada kaybolacaksın.?
tutunacak yerin var mı bebeğim?
benden sıkı kim tutar ellerini..
bu kapıyı sen açtın
biliyorsun neden bahsettiğimi
kimse bilmezken, sen, neden?
kaç ruh sığıyor ruhuna, benim ruhum tamamıyla yerleştikten sonra ruhuna?
sormuyorum sana..
konuşmuyorum bunları.
seni yormak istemem.
sıkmak istemem canını
ah bebeğim. nereye gidiyor ayakların?
kapımı açıp geri dönüşlerin..
istenmiyor bütün bunlar.
hayır... hayır..
nefes almama yardımcı olmalısın
hayatımı silkelemeye ihtiyacım var.
tümünden arınasım var.
seni bembeyaz yapasım var.
neden?
sen ne zaman bu kadar acıya battın.
bu sen miydin ki..
görememişim tümünü.
azınla yetinmişim de, en güzellerinle yetinmişim de, acını, çirkinini bilememişim.
gel artık.
açtığın bu kapıyı kapat.
kilitle.
anahtarı yut.
beni benden çıkarma bir daha..
beni kimse bulamasın.
hadi bu bir saklambaç değil..
çocuk değilmişiz çokça zamandır.
sırtımda bir yük gibisin.
çoğalttıkça seni azalmaya meyillisin.
neden?
sargılarının arasından kanın sızıyor.
kötü kokuyor bu kalabalığın.
beni cennetimde yalnız bıraktın.
bu son gecemiz seninle.
hadi gel şu kapılarımı kapat artık sonsuza dek..
sonsuza dek..
sonsuza..
son.